Ankara Havadis

Uzaktan eğitimde “Yesevi” modeli

AHMET YESEVİ ÜNİVERSİTESİNİN 1992 YILINDA DÖNEMİN HÜKÜMETİ TARAFINDAN TÜRK-KAZAK ORTAK ÜNİVERSİTESİ OLARAK KURULDUĞUNU HATIRLATAN TÜRKİYE TÜRKÇESİ İLE EĞİTİM PROGRAMLARI (TÜRTEP) BAŞKANI PROF. DR. HALİL İBRAHİM BÜLBÜL, ÖRGÜN EĞİTİM VERDİKLERİ ANA KAMPÜSÜN KAZAKİSTAN’DA, UZAKTAN EĞİTİM PROGRAMLARININ VERİLDİĞİ BİRİMİN İSE ANKARA’DA YER ALDIĞINI BELİRTEREK, “TÜRKİYE’DE UZAKTAN EĞİTİM, EN KÖKLÜ HALİYLE AHMET YESEVİ ÜNİVERSİTESİ İLE BAŞLAMIŞTIR. AHMET YESEVİ ÜNİVERSİTESİ 2002 YILINDAN BU YANA UZAKTAN EĞİTİM SİSTEMİNİ SÜRDÜRMEKTE VE O ZAMANDAN BUGÜNE KADAR OLAN TECRÜBELERİ İLE GİTTİKÇE YENİ BİR TAKIM TEKNOLOJİLER, YENİ METOT VE TEKNİKLER İLE TECRÜBE ÜZERİNE TECRÜBE KATMAYA ÇALIŞIYORUZ” ŞEKLİNDE KONUŞTU.

Uzaktan eğitimde “Yesevi” modeli
55 views
20 Ağustos 2020 - 9:40

Korona virüs ile mücadele kapsamında üniversitelerin tamamı geçtiğimiz dönemi uzaktan eğitim ile tamamlamak zorunda kaldı. Türkiye’de uzaktan eğitim anlamında ilklerden olan Ahmet Yesevi Üniversitesi, bu alanda kendi geliştirdiği yerli ve milli yazılımları ile eğitim vermeye devam ediyor.

Ahmet Yesevi Üniversitesinin 1992 yılında dönemin hükümeti tarafından Türk-Kazak ortak üniversitesi olarak kurulduğunu hatırlatan Türkiye Türkçesi ile Eğitim Programları (TÜRTEP) Başkanı Prof. Dr. Halil İbrahim Bülbül, örgün eğitim verdikleri ana kampüsün Kazakistan’da, uzaktan eğitim programlarının verildiği birimin ise Ankara’da yer aldığını belirterek, “Türkiye’de uzaktan eğitim, en köklü haliyle Ahmet Yesevi Üniversitesi ile başlamıştır. Ahmet Yesevi Üniversitesi 2002 yılından bu yana uzaktan eğitim sistemini sürdürmekte ve o zamandan bugüne kadar olan tecrübeleri ile gittikçe yeni bir takım teknolojiler, yeni metot ve teknikler ile tecrübe üzerine tecrübe katmaya çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

“Uzaktan eğitimin kendi kuralları var”

Aynı zamanda Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) Uzaktan Eğitim Bilim Kurulunda bulunduğunu da belirten Prof. Dr. Bülbül, “Bu pandemi dönemi birçok üniversiteye yeni bir meslek öğretti. Yani uzaktan eğitimi popüler hale getirdi, buna Milli Eğitim Bakanlığını da dahil edebiliriz. Şimdi gerçekten bu bir avantaj ama eğer bunun gereğini yerine getiremezseniz bir dezavantaja dönüşüyor. Yani malumunuz yüz yüze eğitimin yerini hiçbir eğitim tutmaz. Ama şimdi insanları Ankara’ya, İstanbul’a toplayacaksınız, bunlar otobüse, uçağa binecek, gelecek ve gidecek, dolayısıyla büyük bir trafik oluşacak. En önemli şey sağlık. Yani sağlığınızı kaybettikten sonra eğitim almanızın bir anlamı yok. Dolayısıyla hani bu tür şartlara baktığınız zaman en iyi çözüm. Ancak uzaktan eğitimin kuralları var. Yani işte birçok boyutu var, materyalleri çok iyi hazırlamanız lazım, işte diyalogları iyi yapmanız lazım. Kurduğunuz sistemde insanlar sorularını anında sorabilmeli, sorun yaşamadan bağlanabilmeli, teknik alt yapıları iyi olmalı. İlgili hoca ile yüz yüze boyutu kısmında iletişim kurulabilmeli ve yüz yüze eğitim boyutunun dışında da başka öğrencinin muhatap olabileceği bir kurum olmalı. Yani öğrenci aradığında ya da mail attığında hemen cevap alabileceği, onun sorununu hemen çözebileceği bir mekanizma burada olmalı. Özel teşebbüslerde daha çok az kişi çalıştırıp, daha çok hizmet vermeye yönelik bir yöntem var. Ama bizim kar etme gibi bir derdimiz yok, burası bir devlet üniversitesi. Biz eğitimi hizmet olarak düşünüyoruz. Burada öğrenciye en rahat nasıl hizmet verilmesi gerekiyorsa ona göre bir yapı var” dedi.

“Verilerimizi herhangi bir bulut ortamında, başka bir firmanın, başka bir inisiyatifin eline bırakmıyoruz, çünkü bu veriler çok önemli”

Online eğitimin hem avantajları hem de dezavantajları olduğuna değinen Prof. Dr. Bülbül, siber ortamda en önemli şeylerden birinin verilerin gizliliği ve korunması olduğunu belirterek, bu kapsamda kendi yerli yazılımları olan ‘Yesevi Uzaktan Eğitim Sistemi’ni hayata geçirdiklerini aktardı. Prof. Dr. Bülbül kendi geliştirdikleri sistem hakkında şu bilgileri verdi:

“Uzaktan eğitim ortamında birçok yazılım var. Geneli yurt dışı menşeili yüzlerce, binlerce yazılım var. Bu yazılımları lisans almak kaydıyla ve Türkiye’deki temsilcilikleri yoluyla kullanmak durumundasınız. Şimdi bizim daha önce kullandığımız yazılım da dahil olmak üzere bunlar standart şeyler. Bir firma bir yazılım hazırlıyor, siz o yazılıma göre kendinizi uyarlıyorsunuz. Oysa yazılımı size göre uyarlamaları gerekiyor. Yani yazılım standart, siz işte yamıyorsunuz bir şeyi ve yazılıma uygun hale getiriyorsunuz. Bu bir problem teşkil ediyor. Birçok kurum için bu böyle. Yazılım geliştirenler de herkese özel yazılım geliştiremeyecekleri için bu talepleri genelde olumsuz karşılıyor ya da ekstra ücret istiyor. Aşağı yukarı tüm üniversitelerin sistemi benzer ama bizim kendimize öz bir yapımız var. Buna göre bir yazılım geliştirme ihtiyacı hissettik. Bizim burada bilişim birimimiz var. Arkadaşlarla işbirliği içerisinde bir yazılım geliştirdik. Bunu genel anlamda, uzaktan eğitim süreci nasıl yönetilir diye bu yazılımı, bu dönem üçüncü dönemdir kullanıyoruz. Bu yazılım yerli bir yazılım ve bu yazılıma bir para ödemediğimiz gibi verilerimizi herhangi bir bulut ortamında, başka bir firmanın, başka bir inisiyatifin eline bırakmıyoruz, çünkü bu veriler çok önemli. Biliyorsunuz verilerin gizliliği de Türkiye’de artık kanun altında. Herhangi bir bilgi çalındığında, alındığında veya bir şekilde ifşa edildiğinde bu bir suç unsuru. Ama bizim için en önemlisi öğrenci verilerinin çok önemli olduğu konusu. Dolayısıyla biz kendi verilerimiz kendi birimimizde tutuyoruz. Bu yazılımla da bize has ama başka üniversitelerin de kullanabileceği bir model gerçekleştirdiğimizi düşünüyoruz.”

Yüksek Öğretim Kurumu Bilim Kurulunun üniversitelerin 1 Ekim’de başlayacak şekilde akademik takvimleri ayarlamalarını tavsiye ettiğini hatırlatan Bülbül, üniversitelerin daha profesyonel şekilde uzaktan eğitime hazırlanması konusunda önerilerin olduğunu ve öğretim elemanlarının da bu konuda eğitim alması gerektiğini belirtti. Ayrıca şu anki öngörünün üniversitelerde online eğitim olacağı yönünde olduğunu, fakat her üniversitenin kendi imkanlarına göre bu durumun değişebileceğine değinen Bülbül, bu konuda kesin bir yargının pandeminin seyrine göre oluşabileceğini söyledi.

E-Devlet üzerinden faaliyetlere başlayan ilk üniversite olma özelliğini de taşıyan Ahmet Yesevi Üniversitesinde halihazırda öğrenci bulunanların yanı sıra, öğrenci olmak isteyen adayların işlemleri de online (çevrimiçi) ortamdan halledilebiliyor. Öğrencilerin sadece diploma almak için gelmesi haricinde hiçbir şekilde fiziki temasa gerek kalmadan işlemlerini halledebildikleri teknolojik alt yapıyı bünyesinde barındıran üniversite, korona virüs ile mücadele döneminde de oldukça ön plana çıkıyor. Yaklaşık 18 yıldır uzaktan eğitim veren üniversite yönetimi, pandemi sonrası geçilen online eğitim sürecinde birçok üniversiteye de ücretsiz danışmanlık hizmeti veriyor. Üniversitede şu an 19 tane tezsiz yüksek lisans, 3 lisans ve 1 ön lisans programı yer alıyor.

REKLAM ALANI

(336x280px)

Anasayfa Sağ Bloka Esnek veya Sabit ölçülerde SINIRSIZ reklam alanını şablon olarak ekleyebilirsiniz. Şuan örnek olarak sadece 2 reklam kullanıldı.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.